Sevgide Birleşme

Bilen ile bilinen, bilgide birleşir.
Peki, bilen kimdir? İçimizdedir. Nereden geldi, nasıl oldu, niçin geldi ve nasıl bilindi? Kim bildi? Bilen ve bilinenin oluşturduğu düğüm çözüldüğünde, bu sorular da anlamını yitirir.

Bu düğümü nasıl çözeriz?

Önce kendi içimizdeki bilen-bilinen bağını tanıyarak.
Yargıladık; iyi dedik, kötü dedik. Doğruya doğru, yanlışa yanlış dedik. Ama bu yargıların kime ve hangi koşullara göre olduğunu sormadık. Kendi varlığımızı sorgulamadık.

O hâlde soralım: Biz nasıl olduk?
Doğanın üreme güdüsüyle.
Öyleyse bilen ve bilinen de bu güdünün eseridir. Güdüyle hareket eden, menfaatine göre yargılar.
Bu güdüsellikten kurtulamaz mıyız?

Elbette kurtulabiliriz. Çevremizden arınıp kendimiz olursak.
Ama çevreden koparsak kendimiz olamayız.
Demek ki bireyselliği bırakmalı ve bir olmalıyız. Olanı kabul edip hak görmeliyiz ki, hoş görebilelim.

Varlık neyden oldu?
“Var”dı, ondan oldu. Varlık kazandı. Kazanan, varlığını izhar etti.
Var olan, adını koyarak yokluğundan varlığı görünür ve bilinir kıldı.
Göz, kulak, dil olmadan; yuvarlanan bir beden var sayılabilir mi?

Neden akledemiyoruz?
Çünkü bireysel akıl bunu kuşatamaz.
Gözünü, kulağını, ağzını bir süre mühürle ki içindeki düşünceler sende demlensin.
Hakikat güneşi olarak içinden doğsun ve aşkın diliyle konuşsun.

Peki, bireysel olmayan akıl nedir?
Varoluşu meydana getirenlerin birliği.
O zaman “ben” olmuyor muyum?
Tam tersine, işte o zaman oluyorsun. Sen “benim” dediğin için O senden ayrıdır. Ama aslında sen O’sun.

Tohum, toprakta ölürse ağaç olur. Ağaç, tekrar tohuma döner ve evreni kendi içine gizler.

Herkes “ben” diyor. Demek ki benlerin birliği olan bir ben var ve tüm benler onu gösteriyor.

Bir USB gibi; içindekini ancak evrensel bir bilgisayar açabilir. Tabii gerek görende gerek gördüğü zaman. Yoksa tüm programlar üst üste açılsa kaos olur. Kaosu kosmosa döndürmenin somut hali bu benlikler. USB de bilgisayar da sadece donmuş gaz ve tozdur.

USB de compütür de gaz ve tozun donmuş halinden başka bir şey değil. Nasıl sorusu, aslından o toz ve gazı birleyerek nasıl olmasını istiyorsa o halde yaratır. Nasıl görmek istiyorsa o asıl görür. Her isim ve sıfat onundur

Bilgi nedir? Kendinle tanışma bilişme aracıdır vesselam

Yayınlayan

ahmet_beyazlar

Ahmet Beyazlar, Anadolu’nun kültürel mirası, arkeolojik zenginlikleri ve mitolojik geçmişi üzerine disiplinlerarası çalışmalarıyla tanınan bağımsız bir araştırmacı ve arkeologdur. 2001 yılından bu yana Gaziantep, Kilis ve Kahramanmaraş’ta yürüttüğü saha arkeolojisi, mozaik restorasyonu ve kültürel miras koruma projeleriyle öne çıkmıştır. Erken Hristiyanlık, Orta Asya-Türk mitolojisi, antik Anadolu doğa kültleri, dinler tarihi ve sembolizm konularında yayımlanmış çok sayıda makalesi bulunmaktadır. Çalışmaları, Göbeklitepe’den Bizans dönemine uzanan geniş bir tarihsel yelpazede; arkeolojik veri, mitopoetik anlatım ve felsefi analizleri harmanlayarak kültürler arası köprüler kurmayı amaçlar. --- 2. Key Areas of Expertise (Uzmanlık Alanları) Archaeology and Mosaic Conservation (Arkeoloji ve Mozaik Restorasyonu) Anatolian Mythology and Nature Cults (Anadolu Mitolojisi ve Doğa Kültleri) Early Christianity and History of Religions (Erken Hristiyanlık ve Dinler Tarihi) Cultural Heritage Preservation and Museology (Kültürel Miras Koruma ve Müzecilik) Central Asian Turkic Belief Systems (Orta Asya Türk İnanç Sistemleri) Mythopoetic and Philosophical Analysis (Mitopoetik ve Felsefi Analiz) Field Archaeology and Site Documentation (Saha Arkeolojisi ve Alan Belgelenmesi) Ancient Settlement and Art History (Antik Yerleşim ve Sanat Tarihi)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir