Kâinat Kitabı ve İnsan

Kâinat, başı ve sonu olmayan bir kitaptır. Sayfaları yıldızlarla çevrili, satırları ırmaklarla yazılı, harfleri ise varlığın her zerresine sinmiştir. Bu kitabın ne mürekkebi tükenir, ne de ciltleri yıpranır; çünkü o, yaratıcının yansımasıdır.

Kur’an’ı Kerim’de Eğer yerdeki ağaçlar hep kalem olsa deniz de mürekkep, arkasından yedi deniz, Allah’ın kelimatı tükenmez, hakikat Allah, aziz hakîmdir buyurulmuştur.

İnsan bu kâinat kitabını yaşayarak okuması için var edilmiştir

Ona verilen ilk emir de oku, anla, aklet, şükrettir. Şükretmek anladıklarını yaşayarak göster anlamındadır.

Bu manada insanın her eylemi bir şükür olarak anlaşılabilir. O nedenle buradaki insan belirli bir coğrafyada doğmuş, belirli bir bedende sınırlı kalmış birey değildir. Bu insan, evrensel olandır; mekânın ötesinde, makamların üstünde duran “insanlık hakikati”dir. Onun varlığı, bireysel benliği aşar; çünkü o, kâinatın anlamını dile getiren bütüncül bir şuurdur.

Peygamberler, erenler bu kâinatla bir olup kendilerini kâinatta kâinatı kendilerinde birleştirip okuyan ve bu okumanın sesi olan vahye Mazhar olanlardır.

Onların ortaya koydukları ilim bilim , toplumsal yapı olarak vücut bulmuş tüm insanlar da olumlu olumsuz rollerle bilincinde olsun olmasın bunu yaşamaktalar.

İnsan bu yönüyle, varlığın eyleme geçmiş boyutudur denebilir. Bulutların üst üste yığılıp şimşeğin çskması insanın öfkesine, suların çağlaması onun coşkusuna, toprağın kabullenişi ve bereketi onun gönül dünyasına, aslanın kükremesi onun cesaretine vd. tüm canlıların huysal özellikleri insan düşünce ve davranışlarında vücut bulmuştur.

Görünüşte insan sonradan ortaya çıkmış gibi gözükmekle ama düşünce bağlamında varlığın insanın açılımı olduğu gerçeği ile yüzleşilmektedir.

Belliki kâinatın yaratıcısı, kitabını yalnızca bu dil için açmıştır.

Bu dile düşen de yaratıcının kutsal emaneti olan bu kitaba saygıyla sevgiyle hizmet etmesidir.

İnsan kendini okumaya başladığımda kâinatı da okumaya başlayacaktır.

İsra suresi 13, 14 ayette Her insanın amel defterini boynuna doladık, kıyamet günü açılmış bulacağı kitabı önüne çıkarırız. Kitabını oku! Bugün hesap görücü olarak sana nefsin yeter!” deriz buyurulmuştur.

Yayınlayan

ahmet_beyazlar

Ahmet Beyazlar, Anadolu’nun kültürel mirası, arkeolojik zenginlikleri ve mitolojik geçmişi üzerine disiplinlerarası çalışmalarıyla tanınan bağımsız bir araştırmacı ve arkeologdur. 2001 yılından bu yana Gaziantep, Kilis ve Kahramanmaraş’ta yürüttüğü saha arkeolojisi, mozaik restorasyonu ve kültürel miras koruma projeleriyle öne çıkmıştır. Erken Hristiyanlık, Orta Asya-Türk mitolojisi, antik Anadolu doğa kültleri, dinler tarihi ve sembolizm konularında yayımlanmış çok sayıda makalesi bulunmaktadır. Çalışmaları, Göbeklitepe’den Bizans dönemine uzanan geniş bir tarihsel yelpazede; arkeolojik veri, mitopoetik anlatım ve felsefi analizleri harmanlayarak kültürler arası köprüler kurmayı amaçlar. --- 2. Key Areas of Expertise (Uzmanlık Alanları) Archaeology and Mosaic Conservation (Arkeoloji ve Mozaik Restorasyonu) Anatolian Mythology and Nature Cults (Anadolu Mitolojisi ve Doğa Kültleri) Early Christianity and History of Religions (Erken Hristiyanlık ve Dinler Tarihi) Cultural Heritage Preservation and Museology (Kültürel Miras Koruma ve Müzecilik) Central Asian Turkic Belief Systems (Orta Asya Türk İnanç Sistemleri) Mythopoetic and Philosophical Analysis (Mitopoetik ve Felsefi Analiz) Field Archaeology and Site Documentation (Saha Arkeolojisi ve Alan Belgelenmesi) Ancient Settlement and Art History (Antik Yerleşim ve Sanat Tarihi)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir