Sevgi Neden Yürüyüştür ve Neden Herkes Yürüyemez

Sevgi çoğu zaman bir duygu sanılır. İçte başlar, içte yaşanır, içte biter gibi düşünülür. Oysa sevgi, duygudan çok bir harekettir.
Durağan olan sevgi değildir; alışkanlıktır. Sevgi yürür. Yürümeyen sevgi ya zayıflar ya da şekle dönüşür.

Yürüyüş dediğimiz şey yalnızca ilerlemek değildir. Yürüyüş, yük almaktır. Yön seçmektir. Bedel ödemektir. Sevgi tam da bu yüzden yürüyüştür. Çünkü sevdiğin şeye doğru gitmek zorundasın. Olduğun yerde kalarak sevemezsin.

Herkes sevdiğini söyler ama herkes yürüyemez. Çünkü yürümek, özgürlük ister. Özgürlük de sorumluluk. Sevgi, insanı seçime zorlar. Seçim ise mazeretleri azaltır. Bu yüzden sevgi rahatlatmaz; rahatsız eder. Yerinden kaldırır.

İnanç burada devreye girer. İnanç, sevginin istikamet kazanmış hâlidir. Ama istikamet yetmez. İstikametin yürüyüşe dönüşmesi gerekir. Metinler yönü gösterir, kurallar yolu çizer; fakat yürüyüşü ancak insan yapar. Temsil bu yüzden hayatiydi. Çünkü yürüyüş, bakarak öğrenilir.

Herkes yürüyemez çünkü yürümek, kendinle karşılaşmaktır. Eksiklerini, korkularını, tutarsızlıklarını görmektir. Çoğu insan sevgiyi ister ama kendisiyle yüzleşmek istemez. O yüzden sevgi yerine bağlılık ister, yürüyüş yerine bekleyiş.

Bekleyen insan sertleşir. Yürüyen insan yumuşar. Sertlik, hareketsizliğin kabuğudur. Yumuşaklık, hareketin yan etkisi. Bu yüzden yürüyen sevgi dönüştürür; duran sevgi savunur.

Modern çağın çıkmazı tam burada düğümlenir. Sevgi konuşulur ama yaşanmaz. İnanç tartışılır ama yürünmez.

Rehber aranır ama önüne geçmesi istenmez. Çünkü yürüyüş, konforu bozar. Konfor bozulunca hakikat görünür.

Oysa sevgi, güvenli alanlarda filizlenmez. Sevgi, yolda büyür. Hata yaparak, düşerek, yeniden kalkarak… Bu yüzden sevgi mükemmel insan işi değildir. Yürümeyi kabul eden insan işidir.

Sonuç basit ama ağırdır:

Sevgi bir düşünce değil, bir yönelimdir.

İnanç bir iddia değil, bir yürüyüştür.

Rehber bir figür değil, bir eşiktir.

Ve herkes eşikten geçmek istemez.

Çünkü eşikten geçen, artık eski yerde kalamaz.

Yayınlayan

ahmet_beyazlar

Ahmet Beyazlar, Anadolu’nun kültürel mirası, arkeolojik zenginlikleri ve mitolojik geçmişi üzerine disiplinlerarası çalışmalarıyla tanınan bağımsız bir araştırmacı ve arkeologdur. 2001 yılından bu yana Gaziantep, Kilis ve Kahramanmaraş’ta yürüttüğü saha arkeolojisi, mozaik restorasyonu ve kültürel miras koruma projeleriyle öne çıkmıştır. Erken Hristiyanlık, Orta Asya-Türk mitolojisi, antik Anadolu doğa kültleri, dinler tarihi ve sembolizm konularında yayımlanmış çok sayıda makalesi bulunmaktadır. Çalışmaları, Göbeklitepe’den Bizans dönemine uzanan geniş bir tarihsel yelpazede; arkeolojik veri, mitopoetik anlatım ve felsefi analizleri harmanlayarak kültürler arası köprüler kurmayı amaçlar. --- 2. Key Areas of Expertise (Uzmanlık Alanları) Archaeology and Mosaic Conservation (Arkeoloji ve Mozaik Restorasyonu) Anatolian Mythology and Nature Cults (Anadolu Mitolojisi ve Doğa Kültleri) Early Christianity and History of Religions (Erken Hristiyanlık ve Dinler Tarihi) Cultural Heritage Preservation and Museology (Kültürel Miras Koruma ve Müzecilik) Central Asian Turkic Belief Systems (Orta Asya Türk İnanç Sistemleri) Mythopoetic and Philosophical Analysis (Mitopoetik ve Felsefi Analiz) Field Archaeology and Site Documentation (Saha Arkeolojisi ve Alan Belgelenmesi) Ancient Settlement and Art History (Antik Yerleşim ve Sanat Tarihi)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir