İtikat inanma mıdır?

Sözlüklere bakarsan birbirini karşılığı. Ama itikat Arapça ve konan kaidelere uygun davranışta bulunma demek. İnan ise öz ve öz Türkçe. Bir de anane var an dan ana gelen.

Sümer Medeniyeti inanışına göre An (veya Anu) “gök” anlamına gelmekte ve Sümer panteonunun en yüce tanrısıdır. An, göklerin hâkimi, kozmik düzenin kaynağı olarak kabul edilir.

Sümercedeki bu “An” kavramı, hüküm verme, yazgıyı belirleme ve “zamanın başlangıcı” kavramlarıyla ilişkilidir. Bu da Türkçedeki “An” ve “dem” “şimdi” bağlantısı çağrıştırıyor.

An: Türkçede hem “çok kısa zaman dilimi” (şimdiki zamanın kesiti) hem de “hatırlama” eyleminde kök olarak bulunur (anmak).

İlişkisi Anmak: Türkçede iki yönlüdür: Hatırlamak (geçmişe dönük çağırma) Adını söylemek (varlığı dile getirme) Bunun Kuranı Kerimdeki karşılığı “zikir” kelimesidir. Zekeriya adı bu bağlamda erkek adı olarak kullanılmaktadır.

Kur’an’ı Kerim’de Allah’ı çokça zikrediniz/anınız” buyurulmuştur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk de “Bu söylediklerim hakikat olduğu gün, senden (Türk Milleti’nden) ve bütün medeni beşeriyetten dileğim şudur: BENİ HATIRLAYINIZ!” demiştir. Buradaki ben, sadece şahıs olarak Atatürk değil; temsil ettiği değerler, bağımsızlık mücadelesi, Cumhuriyet idealleridir.

Türkçede anmak: Bir kişiyi, olayı veya değeri bilinçte canlandırmak, hatırlamak ve dile getirmek ve yaşayıp yaşatmaktır.

Günümüzde zikir denince tanrıya ait adları tekrar etme, bilinçte sürekli tutma eylemi anlaşılmaktadır. Halbuki “Anmak”, onu geçmişte bırakmak değil, o ruhu şimdiki zamana taşıyarak onun ilkelerini yaşantımıza hakim kılmak olmalıdır.

16. YY mutasavvıflarından Niyazi Mısri. “Anı daimdir hakikat güneşi An’ım, ben gelmezem, ben gitmezem Sır ile bana içimden söylenir Misriya ben doğmazem ben ölmezem “diyerek bu düşünceyi şiir olarak dile getirmiştir.

Tanrı nerde diye sorardım küçükken büyüklerimize. Onlar da “an”dığın yerde diye cevap verirlerdi. Ama biz an”da olduğumuzun idrakinde olmadığımız dan bir ömür Tanrı aramaya çıktık. Sonra mezarlıklardan geçerken sorduklarımızı andık Şimdi çocukluğumu anıyorum. Bireysel varlığımla dostlarımın anısındayım ve en fazla üç kuşak sonra bu anı ortadan kalkacak. Ama hakikat güneşini doğuran Hz. Adem ve onun bilinci ebedi parlayacaktır. Ne mutlu Adem olmanın erdeminde olanlara…

Yayınlayan

ahmet_beyazlar

Ahmet Beyazlar, Anadolu’nun kültürel mirası, arkeolojik zenginlikleri ve mitolojik geçmişi üzerine disiplinlerarası çalışmalarıyla tanınan bağımsız bir araştırmacı ve arkeologdur. 2001 yılından bu yana Gaziantep, Kilis ve Kahramanmaraş’ta yürüttüğü saha arkeolojisi, mozaik restorasyonu ve kültürel miras koruma projeleriyle öne çıkmıştır. Erken Hristiyanlık, Orta Asya-Türk mitolojisi, antik Anadolu doğa kültleri, dinler tarihi ve sembolizm konularında yayımlanmış çok sayıda makalesi bulunmaktadır. Çalışmaları, Göbeklitepe’den Bizans dönemine uzanan geniş bir tarihsel yelpazede; arkeolojik veri, mitopoetik anlatım ve felsefi analizleri harmanlayarak kültürler arası köprüler kurmayı amaçlar. --- 2. Key Areas of Expertise (Uzmanlık Alanları) Archaeology and Mosaic Conservation (Arkeoloji ve Mozaik Restorasyonu) Anatolian Mythology and Nature Cults (Anadolu Mitolojisi ve Doğa Kültleri) Early Christianity and History of Religions (Erken Hristiyanlık ve Dinler Tarihi) Cultural Heritage Preservation and Museology (Kültürel Miras Koruma ve Müzecilik) Central Asian Turkic Belief Systems (Orta Asya Türk İnanç Sistemleri) Mythopoetic and Philosophical Analysis (Mitopoetik ve Felsefi Analiz) Field Archaeology and Site Documentation (Saha Arkeolojisi ve Alan Belgelenmesi) Ancient Settlement and Art History (Antik Yerleşim ve Sanat Tarihi)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir