İnanma ve İnanmama Üzerine

İnanmak, temelde bir düşüncenin, sözün veya olayın doğruluğuna güvenmek, şüphe duymamak, delil aramadan, gönül rızasıyla “bu böyledir” demektir. Bu güven, yalnızca zihinde değil, yaşam biçiminde de kendini gösterir; gereğini yapmayı, o inancı eyleme dönüştürmeyi gerektirir.

Bilmek ise bilimsel bağlamda doğruluğu kanıtlanmış, ispat edilmiş şeyi zihinsel olarak kavramaktır. Bir nesnenin yapısını, şekil alış sürecini, kullanım yöntemini ve alanını anlamak bilmenin konusudur. Tanımak başka bir boyuttur; yapmak ise bambaşka.

Bilmek, Türkçe bil- kökünden gelir; “farkında olmak, anlamak, öğrenmek” demektir. Genelde bilgi, olgu, durum, kural gibi soyut şeylerle ilgilidir.

Tanımak ise tanı- kökünden gelir; “ayırt etmek, farkını görmek, yüzünü/özünü bilmek” anlamında. Daha çok kişiler, varlıklar ve somut deneyimler bağlamında kullanılır.

Mesela, bir ilin yöneticisinin var olduğunu, unvanının vali olduğunu ve o ilin yönetiminde bulunduğunu bilirsiniz; ama onu tanımış olmazsınız. Tanımak için, onun pozisyonuna ve yönetimine tanıklık etmek gerekir. Onu tam manasıyla tanımak, bir bakıma “o olmak”tır.

Peki, nasıl “o olunur”? Onun yollarını takip ederek, oluşun içinde olarak. Vali olmamız şart mı? Hayır. Ama Türkçede güzel bir deyim vardır: “Baş ol, ol da soğan başı ol.”

Bir er sınırda Genelkurmay Başkanı’dır; çünkü o, bulunduğu yerde içinde bulunduğu milletin ve devletin varlığını temsil ettiğinin bilincindedir. Binlerce selam ve saygı o kınalı kuzulara olsun.

Bilincinde olamayanlar mı? Onlar genelin içinde kaybolur.

İnanma genelde varoluş ve bu varoluşla paralel yaşama konusunun külliyatı olan dini bağlamda kullanılır. Burada din o kişinin eski inanç ve itikadını kesip başka bir boyuta evirmektedir. Bu bağlamda kişiyi doğasından ve kendinden kesmektedir. O nedenledir ki kişi inancı ile toplumsal olan din algı ve anlayışını birbirine karıştırarak kendi doğrusunu yaratıp o yolda gitmeyi tercih eder

Bir de inanmama vardır: “Senin söylediğine, bildiğine inanmıyorum.” Bu, karşı tarafın bildiği ve söylediğine karşı kendi inancını ve bilgisini, kendi kanaatini ortaya koymaktır. Bu durum bir yerde, konunun sağlamasını yapmak gibidir. Bu bağlamda inanma ve inanmama aynı kökten beslenir; fark, kabul veya reddedişte ortaya çıkar.

Reddeden kendi algısını, kabul eden de kendi algısını kabul eder varlık ise olduğu gibidir. Bilinen ve söylenenler eylemlerle ortaya konulduğunda bu varoluşla yaşamın kapısı aralanır.

Bir de iman meselesi vardır ki “inan” kelimesiyle tarif edilir. İman, inandığını ve bildiğini bedelini ödeyerek eylemde somutlaştırmak, ona evrilmek, o olmaktır; emin olma hâlidir. Kur’an-ı Kerim’de “inanma” kelimesi geçmez; bunun yerine “iman edip salih amel işlemek” ifadesi kullanılır. Bu da neye inanırsan inan farketmez. Yeter ki inancını yapıcı eylemlerinle yaşayıp ortaya çıkar anlamında anlaşılmaktadır.

Kur’an’da birçok ayette Türkçe meallerde “iman eden ve salih amel işleyenler için sayısız nimetler olduğu” müjdelenir.

Müjdelenen bu nimetler, çocukluk dönemimizde ailemizin ikramı ve içinde bulunduğumuz milletin bize sunduğu imkânlardan başlar; salih eylemlerimizle devam eder ve eylem sonunda selahiyetli, huzurlu yaşantılara dönüşür.

Yayınlayan

ahmet_beyazlar

Ahmet Beyazlar, Anadolu’nun kültürel mirası, arkeolojik zenginlikleri ve mitolojik geçmişi üzerine disiplinlerarası çalışmalarıyla tanınan bağımsız bir araştırmacı ve arkeologdur. 2001 yılından bu yana Gaziantep, Kilis ve Kahramanmaraş’ta yürüttüğü saha arkeolojisi, mozaik restorasyonu ve kültürel miras koruma projeleriyle öne çıkmıştır. Erken Hristiyanlık, Orta Asya-Türk mitolojisi, antik Anadolu doğa kültleri, dinler tarihi ve sembolizm konularında yayımlanmış çok sayıda makalesi bulunmaktadır. Çalışmaları, Göbeklitepe’den Bizans dönemine uzanan geniş bir tarihsel yelpazede; arkeolojik veri, mitopoetik anlatım ve felsefi analizleri harmanlayarak kültürler arası köprüler kurmayı amaçlar. --- 2. Key Areas of Expertise (Uzmanlık Alanları) Archaeology and Mosaic Conservation (Arkeoloji ve Mozaik Restorasyonu) Anatolian Mythology and Nature Cults (Anadolu Mitolojisi ve Doğa Kültleri) Early Christianity and History of Religions (Erken Hristiyanlık ve Dinler Tarihi) Cultural Heritage Preservation and Museology (Kültürel Miras Koruma ve Müzecilik) Central Asian Turkic Belief Systems (Orta Asya Türk İnanç Sistemleri) Mythopoetic and Philosophical Analysis (Mitopoetik ve Felsefi Analiz) Field Archaeology and Site Documentation (Saha Arkeolojisi ve Alan Belgelenmesi) Ancient Settlement and Art History (Antik Yerleşim ve Sanat Tarihi)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir