Afrodithe ya da Turan

Afrodit, Yunan mitolojisinde aşk tanrıçasıdır. Beden ve ruh aşkını birbirinden ayıran Antik Yunanlar, Afrodit adında iki tanrıçaya sahiplerdi: Afroditlerin biri, “beden aşkı” tanrıçası, diğeri ise “ruh aşkı” idi. Roma mitolojisindeki ismi Venüs, Etrüsk mitolojisindeki ismi ise Turan’dır.

Turan genellikle genç, kanatlı ve zarif bir kız olarak betimlenir. Etrüsk bronz aynalarda saç bakımı ve süslenme sahnelerinde yer alır. Turan, özellikle kuğu ve güvercin gibi güzellik simgeleriyle ilişkilendirilmiştir. Roma’nın kuruluş mitlerinde Turan’ın, Romulus ve Remus’un annesi olarak betimlendiğine dair bazı kaynaklar da mevcuttur. Etrüsk kültürünün Roma ve sonrası dönemlerde etkisi sürmüş; Turan halk arasında “Turanna” adıyla bir peri veya aşıklar için mutluluk getiren bir sevgi ruhu olarak yaşamaya devam etmiştir

Turan tur eden ve edilen olarak varlığın bilince gelmesi anlamındadır. Yani varlık aşkla var olur. İşte dünya denilen büyük varoluş içinde kendini arayıp tanıyan Ertürkler – Etrüskler, kendilerini var eden bu sisteme ‘Turan’ demişler. Dışta tanrının yaşatıcı kuvveti içerde tanrının yaratıcı kuvveti olarak aşk. Karşılığı da varoluşu ve devamını sağlayan kültür coğrafyasının adı turan. İçinde de tur eden Turlar – Türkler.

Atatürk Türk kimdir sorusuna verdiği yanıt:

“Bu memleket dünyanın beklemediği asla ümit etmediği bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine, yüksek sahne oldu.  Bu sahne en aşağı yedibin senelik bir Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgârlarıyla sallandı. Beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurlarıyla yıkandı. O çocuk tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından korkar gibi oldu sonra onlara alıştı. Onları tabiatın babası tanıdı onların oğlu oldu. Bir gün o tabiatın çocuğu tabiat oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu. Türk budur. Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.”

Bundan 2750 yıl önce Anadolu’dan bugün İtalya olarak tanımlı ülkeye vardıklarında yaşadıkları yerin adını Etrurya olarak andılar. Yunanlar adlarına Tirhenler  Mısırlılar ise Turşkalar olarak andılar. Oraya vardıklarında başka bir medeniyetin içine değil kendi medeniyetlerini kurdukları anlaşılan Etrükslerin sahip oldukları inanç ve dünya algısının Anadoludan götürdükleri anlaşılmaktadır.

Tur ederek varlığını devam ettiren varlığın idrakinde olan insan bu varlığı var edenin ve yaşam alanının adını koymuşlar. Tur ederek varlığını devam ettiren varlığın idrakinde olan insan bu varlığı var edenin ve yaşam alanının adını koymuşlar. Adları daim, ruhları şad olsun.

Yayınlayan

ahmet_beyazlar

Ahmet Beyazlar, Anadolu’nun kültürel mirası, arkeolojik zenginlikleri ve mitolojik geçmişi üzerine disiplinlerarası çalışmalarıyla tanınan bağımsız bir araştırmacı ve arkeologdur. 2001 yılından bu yana Gaziantep, Kilis ve Kahramanmaraş’ta yürüttüğü saha arkeolojisi, mozaik restorasyonu ve kültürel miras koruma projeleriyle öne çıkmıştır. Erken Hristiyanlık, Orta Asya-Türk mitolojisi, antik Anadolu doğa kültleri, dinler tarihi ve sembolizm konularında yayımlanmış çok sayıda makalesi bulunmaktadır. Çalışmaları, Göbeklitepe’den Bizans dönemine uzanan geniş bir tarihsel yelpazede; arkeolojik veri, mitopoetik anlatım ve felsefi analizleri harmanlayarak kültürler arası köprüler kurmayı amaçlar. --- 2. Key Areas of Expertise (Uzmanlık Alanları) Archaeology and Mosaic Conservation (Arkeoloji ve Mozaik Restorasyonu) Anatolian Mythology and Nature Cults (Anadolu Mitolojisi ve Doğa Kültleri) Early Christianity and History of Religions (Erken Hristiyanlık ve Dinler Tarihi) Cultural Heritage Preservation and Museology (Kültürel Miras Koruma ve Müzecilik) Central Asian Turkic Belief Systems (Orta Asya Türk İnanç Sistemleri) Mythopoetic and Philosophical Analysis (Mitopoetik ve Felsefi Analiz) Field Archaeology and Site Documentation (Saha Arkeolojisi ve Alan Belgelenmesi) Ancient Settlement and Art History (Antik Yerleşim ve Sanat Tarihi)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir