Eski Farsça “maguš” kelimesi dikkat çekici. Anlamı basit değil: bilen, ayini yöneten, ateşi koruyan. Ne kral ne köylü. Arada ve tehlikeli. Mag, doğayı zorlayan değil, onunla pazarlık eden kişidir. Ateşi yakar ama sahiplenmez. Bilgisi yazılı değildir; aktarılır. Bu yüzden denetlenemez. İşte ilk korku burada doğar.
Bu kelime Yunan’a geçtiğinde magos olur. Anlam kayar. Ritüel bilgisi “garip”, “yabancı”, “şüpheli” bir hâl anlamını alır. Roma’da magia olur: artık bilgi değil, kuşkulu güçtür. Batı’nın ilk refleksi burada görülür: Anlamı dönüştür, ama kaynağı kullanır. Mag’dan kork, ama ateşini söndürme.
Sonra kelime Avrupa dillerinde magic olur. Bugün eğlenceye, illüzyona, numaraya indirgenen şeyin kökünde, toprağın içinden metali çıkaran, ona anlam yükleyen, şekil veren gerçek bir bilgi vardır. Magic’in itibarsızlaştırılması tesadüf değildir. Çünkü magic ciddiye alınırsa, meşruiyet sorusu doğar: “Bu bilgi kimden geldi?”
Aynı kökten majeste çıkar. Latince maiestas. Yücelik, dokunulmazlık, üstünlük. Burada Mag’ın bilgisi bedene taşınır. Artık ateşi bilen, ona hükmeden rahip değil, ateşi temsil eden kral vardır. Ritüel saraya alınır, kontrol altına sokulur. Magic bastırılır, majeste yüceltilir. Ama kök aynıdır: magh- — güç.
Doğu hattında kelime başka bir yol izler. Arapça mucize ortaya çıkar. “Acze düşüren şey.” Yani insan bilgisini askıya alan olay. Magic ile mucize arasında teknik bir fark vardır ama işlev aynıdır: Düzenin arkasında daha büyük bir düzen olduğunu hissettirmek. Biri ritüelle, diğeri ilahi müdahaleyle yapar. İkisi de insanın haddini hatırlatır.
Korkunun Adı: Magog Şimdi korkunun kelimesine geliyoruz: Magog.
Go ve Magog, Ye’cüc / Me’cüc etnik bir tanım gibi algılansa da soyut bir bir anlam üretimidir denebilir. Tevrat’ta (Hezekiel, 38-39), İncil’de (Vahiy, 20:8), İslam yorum geleneğinde Magog, sınırın ötesinde tutulan kaostur. Magog’un net bir dili, kültürü, sanatı yoktur. Çünkü Magog, tanımlanmamış bilgidir. Bu halkların o dönemde yaşayan Türkler olarak yorumlanmıştır. Aslında korkulan ulaşılamayan – kontrol edilemeyen Mag’dır.
Kim Mag’dan korktuysa, Magog’u o üretti. Varoluşu yöneten bilgiden korkan, onu kıyamete erteledi.
“Şimdi değil, sonra gelecek.” “Burada değil, orada.” Bu yüzden Mag geçmiştedir, Magog hep gelecekte.
Bu hattın dönemsel maddi karşılığı İskit / Luristan bronzlarıdır. Toprağın içindeki metalin ruhunu çıkaran bve ona şekil veren bilgi. Tamamen teknik ve tamamen mit’e dönüşen. Günümüzde ise teknik olarak sıradanlaşan bir teknik. Mana olarak da insanın özünün ne olduğunun ve neye evrile bileceğinin eylemselliği. Hasan Sabbah örneği.
Bugün Batı’nın yaşadığı kriz de kelimeseldir. Magic’i oyuncak yaptı, mucizeyi reddetti, majesteyi sembole indirdi. Elinde güç kaldı ama anlam dağıldı. Bu yüzden sürekli yeni Magoglar üretmek zorunda. Yeni tehditler, yeni barbarlar, yeni kıyametler.
Ama etimoloji affetmez. Kelime geri çağırır. Mag hâlâ magic’in içinde durur. Magic hâlâ majestenin gölgesindedir. Magog ise korkunun dildeki izidir.
Tarihsel serüven şunu söylüyor: Bilgiyi çalabilirsin. Tekniği alabilirsin. Ama kelimenin hafızasını susturamazsın.
Saygılarımla,18.12.2025, Gaziantep, Ahmet Beyazlar
