Kötülük Hızlıdır, Ahlâk Kalıcı

Kötülük, iyilikten daha hızlı yayılıyor. Bu bir kanaat değil, çıplak bir tespit. Bugün sosyal medyadan siyasete, ekonomiden gündelik ilişkilere kadar her yerde bunu görüyoruz.

Bir yalan, bir iftira, bir nefret cümlesi saniyeler içinde milyonlara ulaşıyor. Aynı hızda yayılan bir merhamet örneği var mı? Yok. Çünkü kötülük zahmetsizdir; iyilik emek ister.

Hastalık mikrobu tek başına bütün bedeni istila edebilir. Sağlık ise dışarıdan gelen bir mikrop değildir; bağışıklıkla, disiplinle, süreklilikle ayakta durur. Ahlâk da böyledir. Bozulması anlıktır, inşası uzun sürer. Bu bağlamda bakıldığında çağımızın ahlâk üretmediği tükettiği anlaşılmaktadır.

Kötülüğün sârî oluşu bir güç göstergesi sanılıyor. Oysa bu, onun zayıflığıdır. Kuduz hayvan ısırır, evet; ama ısırdıkça iyileşmez. Etrafını hasta ederken kendini kurtaramaz. Bugün zalim sistemlerin, yozlaşmış düzenlerin, çürümüş ideolojilerin yaptığı tam olarak bu. Yayılıyorlar ama iyileşmiyorlar. Gürültü çıkarıyorlar ama hayatta kalamıyorlar. Çünkü kötülük sürdürülebilir değildir; kendi sonunu da beraberinde taşır.

Asıl mesele burada başlıyor: İnsanlar neden bu kadar kolay bozuluyor da bu kadar zor iyileşiyor? Çünkü kötülük insanın zaaflarına, iyilik ise sorumluluğuna hitap eder. Zaaf hızlıdır, sorumluluk ağır. Çağımız hız çağrısı yapıyor; derinlik değil, anlık tatmin istiyor. Böyle bir zeminde ahlâk tutunamaz, ancak direnebilir.

İki kardeşin birbirine düşman olması şaşırtıcı değil. Menfaat varsa çatışma kaçınılmazdır. Ama iki “hakikat dertlisi”nin birbirine düşman olduğunu gördün mü? Biri diğerinin yokluğundan beslenmez; varlığıyla güçlenir. Çünkü burada kazanç paylaşılmaz, çoğalır.

Bugün bize “iyilik yayılmıyor” gibi geliyor. Yanlış. İyilik bağırmaz, reklam yapmaz, algoritma sevmez. Ama bir yerde kök saldığında, sessizce düzen kurar. Kötülük istilâ eder; iyilik inşa eder. İstila hızlıdır, inşa kalıcı.

Milletimiz nice badireler atlatarak bu çağa gelmiştir. Sistemde kötü olanlar veya güçlü olanlar değil uyum sağlayan ayakta kalır. Mesele uyumun yönüdür.

Yayınlayan

ahmet_beyazlar

Ahmet Beyazlar, Anadolu’nun kültürel mirası, arkeolojik zenginlikleri ve mitolojik geçmişi üzerine disiplinlerarası çalışmalarıyla tanınan bağımsız bir araştırmacı ve arkeologdur. 2001 yılından bu yana Gaziantep, Kilis ve Kahramanmaraş’ta yürüttüğü saha arkeolojisi, mozaik restorasyonu ve kültürel miras koruma projeleriyle öne çıkmıştır. Erken Hristiyanlık, Orta Asya-Türk mitolojisi, antik Anadolu doğa kültleri, dinler tarihi ve sembolizm konularında yayımlanmış çok sayıda makalesi bulunmaktadır. Çalışmaları, Göbeklitepe’den Bizans dönemine uzanan geniş bir tarihsel yelpazede; arkeolojik veri, mitopoetik anlatım ve felsefi analizleri harmanlayarak kültürler arası köprüler kurmayı amaçlar. --- 2. Key Areas of Expertise (Uzmanlık Alanları) Archaeology and Mosaic Conservation (Arkeoloji ve Mozaik Restorasyonu) Anatolian Mythology and Nature Cults (Anadolu Mitolojisi ve Doğa Kültleri) Early Christianity and History of Religions (Erken Hristiyanlık ve Dinler Tarihi) Cultural Heritage Preservation and Museology (Kültürel Miras Koruma ve Müzecilik) Central Asian Turkic Belief Systems (Orta Asya Türk İnanç Sistemleri) Mythopoetic and Philosophical Analysis (Mitopoetik ve Felsefi Analiz) Field Archaeology and Site Documentation (Saha Arkeolojisi ve Alan Belgelenmesi) Ancient Settlement and Art History (Antik Yerleşim ve Sanat Tarihi)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir