Ergenekon yalnızca dağlarla çevrili bir vadi değildir. Ergenekon, yaşam enerjisinin ergene (genç, dinç, atıl duran) konduğu haldir. Yenilgi sonrası kalanlar, bu dar alana sığınır; uzun yıllar çoğalır, güç toplar. Ama bu çoğalış yalnızca sayıca artmak değildir: Durgun görünen enerji, vadinin derinliğinde birikir. Ergenekon, varlığın kendini topladığı, kış uykusundaki tohum gibi beklediği zamandır.
Sayıları arttığında artık esaret gibi dar vadiden çıkmak isterler. Çıkışı sağlamak için bir demirci, mucize yaratan usta demiri eriterek geçit açar.
Demir, serttir; ama aynı zamanda potansiyeldir. Eritilmeyi bekleyen, ateşle form değiştirecek olan cevherdir. Demir, benliğin sertliğidir. Ateş ise sınav, sevgi, arzu, acı… Bedenden lav gibi akan enerji, kan, tohum… Bunlar varedici güçlerdir. Dağ erir, yol açılır. Katı olan akışkanlaşır, sıkışmış olan boşalır.
Yolun ucunda bir bozkurt belirir. Bozkurt, ulaşılacak sevgilidir, rehberdir. Onları yeni yurtlarına götürür. Vadiden çıkış, sınırların ötesine açılıştır. Artık dar alan bitmiştir; ulus yeniden kurulur, yeni topraklarda yaşam örgütlenir. Ama bu anlatı yalnızca bir kavmin değil, her bir benliğin içsel yolculuğudur.
Gök yeleli bozkurt ulur.
Asena (Gök Tengrinin vatanı lacivertten turkuaz geçen derin mavilik içinden doğan sarı saçlı yeşil gözlü genç kız, Köpek Takım Yıldızı içindeki Göktengri inancının yol gösterici ışığı Sirius parıldar) boyunun ruhu içimde uyanır.
Bu uyanış, soya işlemiş bilincin dirilmesidir.
Sen yaşama doğmalısın.
Dağlarla çevrili yurdun içinde, demir gibi benlik serttir.
Ama ateşle, sevgiyle eritilir; yol açılır.
Bedenden lav gibi akan enerji, kan, tohum…
Beden erir, ruh uyanır, varoluş akmaya başlar.
Bedenin erimesi, varlığın maddeye takılı kalmaktan kurtulmasıdır.
Ruhun uyanması, unutulmuş olanın hatırlanmasıdır.
Varoluşun akması ise, durmanın değil, sürecin asıl olduğunu gösterir.
Ergende, Ergenekon’da biriken yaşam enerjisi, işte bu akışla harekete geçer.
Her adım bir ritimdir; her nefes bir doğum. Sığınak, artık çıkışın kapısıdır.
Bozkurt, ulaşılacak sevgilidir, rehberdir.
Rehber ile sevgili aynıdır çünkü insan ancak kendini aşana kendine aşinaya erişir ve sen çoğalır, güçlenir, yeniden doğar. Tıpkı Nevruz’un ateşinde dövülüp yeniden şekillenen, anlam katılan demir gibi…
Önce vadi vardır: tohum gibi durgun, bekleyen enerji.
Sonra ateş / sevgi vardır: eriten, dönüştüren, acıtan ve sevdiren.
Sonra aşk-aşkınlık, akış vardır: sınırları aşan, yeni yurda açılan.
Sonra ses vardır: çağrı. Bir Bozkurt ses verir huuu diye.
Her dağdan bir ses gelir illa huuu diye.
Çünkü her varlık, kendi Ergenekon’undan çıkarken bu çağrıyı duyar ve uyar. Ancak çağrıya cevap verenler bunun bilincinde olanlardır. Her şeyin vakti merhunu vardır ve sırasını bekler sabırla.
