Müminliğin Dünyayla Sorunu

Dünya müminin cehennemi, kâfirin cennetidir” sözü çoğu zaman tersinden okunur. Öte dünyaya ertelenmiş bir adalet vaadi gibi anlaşılır: Mümin şimdi çeker, sonra kazanır; kâfir şimdi keyif sürer, sonra yanar. Bu okuma yüzeyseldir. Buradaki mesele ödül-ceza değil, hangi varlık hâlinin dünyayla uyumlu olduğudur.

Dünya ilişkiyle işler. Rol ister uyum ister, esneklik ister. Doğruyu bağlama göre ayarlayabilen, çelişkiyle yaşayabilen, içini susturabilen için dünya konforlu bir alandır. Böyle biri burada zorlanmaz. Çünkü dünya tam da onun çalıştığı frekanstadır. Bu yüzden dünya onun için bir cennettir.

Müminlik ise başka bir hâlidir varoluşun. Müminlik; içerdeki bilenle hükmedenin ayrılmadığı, hakikatin pazarlık konusu yapılmadığı bir bütünlük hâlidir. Böyle bir hâl için dünya dar gelir. Çünkü dünya sürekli şunu fısıldar: “Biraz eğ”, “biraz sus”, “şimdi sırası değil.” Müminlik bu baskıyla yaşayamaz. Sürekli sürtünme üretir. İşte bu yüzden dünya müminin cehennemidir.

Cehennem burada ateş değildir.
Cehennem, uyumsuzluktur.

Müminlik dünyada acı çeker çünkü dünya onu bölmek ister. İçle dışı ayırmaya zorlar. Doğruyu ilişkiye uydurmaya iter. Müminlik buna direnir. Direndiği her an bedel doğar: yalnızlık, dışlanma, kayıp. Cehennem tam olarak budur: hakikatle yaşayıp dünyaya sığamamaktır.

Kâfirlik de burada yalnızca inançsızlık anlamına gelmez. Kâfir, kelime anlamıyla örtendir. İçerdeki bileni örten, çelişkiyi bastıran, uyum adına hakikati askıya alabilen kişidir. Böyle biri için dünya cennettir; çünkü dünya örtmeyi kolaylaştırır. Maske boldur, gerekçe boldur, meşruiyet boldur.

Beşer ve insan hâlinde yaşayanlar için doğru ve yalan çoğu zaman sosyal stratejiye dönüşür. Müminlik bu stratejiye sığmaz. Bu yüzden dünyada sürekli mümin yoktur denebilir. Müminlik bir kimlik değil, anlık bir boyuttur.

Bu nedenle “dünya müminin cehennemidir” demek, mümini yüceltmek değil; dünyayı teşhis etmektir.

“Dünya” denildiğinde yalnızca yeryüzü anlaşılır. Oysa dünya, kökü itibarıyla denîdir; aşağı olan, aşağıya çeken anlamını taşır. Esfel-i sâfilîn düzlemidir. Asıl olan ise insanın ahseni takvimi, yani en güzel hâlini ortaya çıkarmasıdır. Dünya, hakikatle sürekli yaşanacak bir yer değildir.

Hz. Peygamber’in “Dünya müminin cehennemidir” buyruğu bu yüzden anlamlıdır. Çünkü dünya ayrışmanın, farklılığın ve farkındalığın sahnesidir. Bu da bölünmeyi zorunlu kılar. Yine bu bağlamda “Mümin yalan söylemez” buyurulmuştur. Çünkü iman ve emanet ehli olan, içini bozamaz.

İrfan geleneğinde “Her doğru her yerde söylenmez” denmesi de bundandır. Söz de bir sorumluluktur.

“Dünya ahiretin tarlasıdır” ve “ölmeden önce ölünüz” sözleri, Mülk Suresi 2. ayette bildirilen hakikate ışık tutar:
“Hanginizin amelce daha güzel olacağını denemek için ölümü ve hayatı yaratan O’dur.”

Dünya bir hasat yeri değil, bir ayıklanma alanıdır.
Ekilir, ayrılır ve yenir. Bunun adı da yaşam olur. İster idrak edelim ister etmeyelim Dünyanın döngüsünün de yaptığı budur. Aslolan bireyin bu döngüyü tamamlayıp kendini tanımasıdır.

Yayınlayan

ahmet_beyazlar

Ahmet Beyazlar, Anadolu’nun kültürel mirası, arkeolojik zenginlikleri ve mitolojik geçmişi üzerine disiplinlerarası çalışmalarıyla tanınan bağımsız bir araştırmacı ve arkeologdur. 2001 yılından bu yana Gaziantep, Kilis ve Kahramanmaraş’ta yürüttüğü saha arkeolojisi, mozaik restorasyonu ve kültürel miras koruma projeleriyle öne çıkmıştır. Erken Hristiyanlık, Orta Asya-Türk mitolojisi, antik Anadolu doğa kültleri, dinler tarihi ve sembolizm konularında yayımlanmış çok sayıda makalesi bulunmaktadır. Çalışmaları, Göbeklitepe’den Bizans dönemine uzanan geniş bir tarihsel yelpazede; arkeolojik veri, mitopoetik anlatım ve felsefi analizleri harmanlayarak kültürler arası köprüler kurmayı amaçlar. --- 2. Key Areas of Expertise (Uzmanlık Alanları) Archaeology and Mosaic Conservation (Arkeoloji ve Mozaik Restorasyonu) Anatolian Mythology and Nature Cults (Anadolu Mitolojisi ve Doğa Kültleri) Early Christianity and History of Religions (Erken Hristiyanlık ve Dinler Tarihi) Cultural Heritage Preservation and Museology (Kültürel Miras Koruma ve Müzecilik) Central Asian Turkic Belief Systems (Orta Asya Türk İnanç Sistemleri) Mythopoetic and Philosophical Analysis (Mitopoetik ve Felsefi Analiz) Field Archaeology and Site Documentation (Saha Arkeolojisi ve Alan Belgelenmesi) Ancient Settlement and Art History (Antik Yerleşim ve Sanat Tarihi)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir